15 Şubat 2022 Salı

OKALİPTUS VE ANNELER



Bir haftadır sadece aynı kolda aynı pozisyonda sükunete ermekte. Başka kişileri, başka pozisyonları hatta diğer kolunu bile reddederek bir kere daha annesinin sol kolundaki yerini alırken ne kadar da benziyor küçük bir koalaya. 

Kafasını omzuna yaslayınca tüm yorgunluklar bitmiş gibi. Kolunu boynuna dolayınca tüm sancılar dinmiş gibi. Eliyle annesinin yanağına dokununca tüm acılar geçmiş gibi. Uyumakta annesinin omzunda bir koala. Yumuşacık yatağından daha azizdir o omuz. Uyudu diyerek koyduğun yatakta açılıverir gözler, yükselir itirazlar. Anne, yavrusunun okaliptusudur adeta.

Okaliptus!

Acıkınca, susayınca, uykusu gelince, korkunca, kaçması gerekince bir koalanın tek ihtiyacı olan şeydir, okaliptus. 

Okaliptus! 

Dallarında koalalarıyla öyle güzeldir ki koalalarla bilinir ve tanınır en çok.

Yaprakları öyle efsunludur ki zehirler içinde nice lezzet gizlidir koalalar için. 

Öyle güçlü, dayanıklı, sağlam dalları vardır ki kendini tehlikelerden emin, huzurlu kollarına bırakır her bir koala. 

Öyle sevgi doludur ki koalalar uyanana kadar böyle kalabilirim der ve kalır da hiç kıpırdamadan.

Koalalar... Öyle sevimli uyuyorlar ki hiç bıkmadan izler bu güzellikleri okaliptus. 

Ve anneler!

Karnı acıkınca, uykusu gelince, gece korkunca... Bir çocuğun ilk emniyet durağıdır anne.

Daha doğar doğmaz, sadece yavruları için Rahman'ın bedenlerinde yarattığı sütle beslerler  evlatlarını.

Çocuğuyla güzeldir anne ve çocuğuyla anlamlıdır her şey. Hayallerini çocuğu süsler. Hep çocuğa göredir planları.  

Sevgileri öylesine samimidir ki uyanık olduğu her saat birlikte olsalar da uyuduklarında  yavrularını seyrederek dinlenir anneler. 

Çocuktan öncesini anımsamazlar pek fazla. "Sahi ne yapıyormuşuz, nasıl geçiyormuş zaman?" derler.

Çocuklar... Öyle masum varlıklar ki hiç bıkmadan şefkatle her ihtiyacına koşar anne. 

Evladını kucağında taşıyan her anne biraz okaliptustur. Peki ya annelerin kolları? Okaliptus kadar dayanıklı mıdır evladını uzun süre taşımaya? 

Sadece koalasını tutup beklemez anneler. Çünkü bizim koalalar hareket ister. Bir yandan koalalık yapıp başını omzuna dayamak ister. Bir yandan da etrafı keşiften eksik kalmamak ister. Gezmek ister. Hareket ister. Hiç durulmasın ister. Hatta mümkünse hiç oturulmasın. 

Dallarında başka koalalar yoktur belki ama sırada bekleyen enva-i çeşit duygular barındıran evlatları vardır annenin. Bir tavşan gibi sıçrayan... Bir serçe gibi uçan... Bir antilop gibi kaçan... Bir çita gibi koşan... Bir sincap gibi karıştıran... Ve hakeza sevgi, ilgi, oyun isteyen evlatları... 

Hem sonra yapması gereken işleri, vazifeleri vardır annenin. En azından yemek, çamaşır, bulaşık, temizlik... Olmazsa olmazıdır yaşamın. 

Tüm bunların peşinde koşturan da kucağında koalasını taşıyan aynı annedir. Ve her anne bir okaliptustan çok daha fazlasıdır aslında. 

Okaliptus kadar sağlam ve dayanıklı olmayabilir annelerin kolları ama küçük koalalarını her daim taşımaya gönüllüdür annelerin yürekleri.

Merve UYANIK YENER



2 yorum:

  1. Büyüyorlar ve büyüdükçe uzaklastiklarini gormek ufacık bir uzaklaşma hissini dahi yasamak cok acı verici. Rabbimm sen evlatlarımızı bizden uzaklastiklari her saniyelerinde kendine ve dinine yaklaştır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin bu güzel duaya tüm kalbimle... Büyüyorlar hem de sandığımızdan da çabuk. Büyüdükçe bebek anneden ayrıldıkça, bebek çocukluğa geçerken, çocuk gence adım atarken, genç evlenip yeni bir yuva kurarken ve nihayet evladı bir çocuğa sahip olduğunda... Annelerde müşfik bir his... "Hüzün ile mutluluk müşterektir bizim soframızda" demiştik zamanında. İşte tam da o misal...

      Sil