Bu sefer küçük
bir çocuktan kısa bir anekdot üstlendi, satırlara merhaba deme vazifesini. Her
küçük çocuk gibiydi o da; konuşmayı öğrenirken bilgece sarf edilmiş sözlerle
dikkatleri üstünde toplayan. Bu sefer ne söyleyecek diye –özellikle uzaktaki
sevdiklerinin- konuşturmaya bayıldığı bir çocuktu…
“Ne yapıyorsun”
dedi ablası, evin gözbebeği olan bu en küçük kardeşle konuşurken. Garip bir
cevap alacağının bilincindeydi belki ama aldığı cevap yine de şaşırtmıştı.
Telefonun ucundaki ses: “Karıncalar işte…” demişti. Ablanın şaşkınlık ve
düşüncesi devam ederken toparladı cümlesini küçük çocuk. Artık anlamını
düşünmesi gereken tam bir cümleydi duyduğu: “Karıncaları dinliyorum…”
***
Anlam
veremediğimiz için çocukça bir kelime deyip geçemeyeceğimiz sözcükler vardır; “karıncaları
dinlemek” gibi.
Duyarlılığı
yüksek bir çocuktu bu. Öyle ki biz yetişkin insanların çok sık unuttuğu empatiyi
o tüm canlılara uygulamaktaydı. Karıncaları izlemek, yaşam mücadelelerine tanık
olmak, onların lisan-ı halleriyle konuşmasını saatlerce tahayyül etmek… Daha
okul hayatına başlamamış, oyunlarına ara verip canlılara vakit ayıran bu küçük
çocuk gibi kimin aklına gelir?
***
Çocuktuk...
Kocamandı yüreğimiz, nefes alan her canlıya yer vardı. Sevgimiz sonsuz,
bakışlarımız içtendi. Küslüklerimiz kısa sürer, dostluklarımız sağlam temelli
olurdu.
En önemlisi de cesurduk
empati yapmada.
Büyüdük…
Ç/alınan ilk
duygumuz; empati… Aklımızın ucundan geçmesin istiyoruz başkası, cesaretimiz
kalmadığından.
Küçüldü
yüreğimiz, herkesin tek değerlisi, kendi oldu. Sevgilerimiz menfaate dönüşürken
bakışlarımıza yansıdı kıskançlık ve kinlerimiz. Hasetlerimizden uzun sürdü,
bitemedi küslüklerimiz. Dostluklarsa güvensizlik üstüne kurulduğundan kısa süreliydi.
***
Tavizin tavizi
getirişi gibi ç/alınan her duyguya aralanan kapı, empatinin gitmesine göz
yummamızdandı.
Hayatta bir
mevki, itibar kazanmak için gösterilen hırs, açgözlülük gibi duygulardı, masum
duygularımızı fark ettirmeksizin çalan.
Ç/alınan bir
duygu şimdi empati… Artık insan insanın yaşantısına duygudaşlık edemiyor.
Kendini karşısındakinin yerine koyup olaylara onun penceresinden bakamıyor.
Beraber üzülüp beraber sevinmek mi? Çocuklara has kalmış gibi. Hâsılı kelam; nasıl
olduğundan ziyade ne olduğu dahi unutulan empatinin, sadece adı anılır sözlüklerde.
***
En imkansız, en
uçarı hayaller en masum yüreklerde inşa edilirmiş…
En saf, en temiz
duygular bu en masum yüreklerde filizlenirmiş…
Yine
bu masum yüreklerde görülürmüş en cesur eylemleri gerçekleştirme faaliyeti…
Masumiyetinde hemfikir
olunan küçük çocuk…
Ç/alınan
duygularımızın yerine ödünç almak isteriz duygularından. Kendimizi bulduğumuzda
geri vermek koşuluyla.
Ödünç
alınan duygularınla nostalji duygularımızın diyarına bir kere olsun ulaşabilsek…
Bozulmaya yüz tutmuş pusulalarımız sayende cesareti bulsa… İlk tavizimiz
empatinin izlerine ulaşsak…
Karıncaları
değilse bile insanları dinlemeyi öğrenebiliriz belki!
Şimdi ödünç alabilir miyi(m)z
duygularından!
MERVE
UYANIK