İnsanda derin izler bırakan kelimeler… İki
hecedir bir çoğu…
“Fazla
söze hacet yok” dercesine, az sözle çok şey anlatmaya çalışan edebiyata örnek
olurcasına… Sadece iki hece…
“HAYAT-ÖMÜR-ÖLÜM”
dendi ilk olarak…
Hayat’la
başlayan ömrün, Ölüm’le son bulacağını hatırlatan iki heceli sözcükler… İkisi
arasındaki Kader’e vurgu yaparak insana iki heceden ibaret bir ömrünün
olacağını anlatmaktaydı adeta.
“Ömür”,
iki hece… Barındırır içinde nice iki heceyi…
Öyle
heceler ki bir araya geldiklerinde; biri diğerini hatırlatan, birinin varlığı
diğerinden ayrı düşünülemeyen, biri diğerinin habercisi olan kelimeleri
oluştururlar.
Bazısı
zıttır bu kelimelerin ve bir arada olması düşünülemez zıtlıkların… Sadece
tesellicisidir böylesi kelimeler birbirinin. “ELEM-LEZZET” misali…
“SEVDA-HASRET”
ise olmazsa olmazıdır birbirinin… En güzel örneği de “MECNUN-LEYLA” iki heceden
ibaret iki insandır…
Bazı
kelimeler de ne zıttırlar birbirlerine ne de birbirleriyle aynı anlama
sahiptirler. Onlardan biri diğerinin habercisidir sadece: “VEDA-VEFA” gibi. Her
veda değildir vefanın habercisi olarak kastedilen. Çareyi veda’dan başka yolda
bulamayanlaradır vefa’dan haber…
Gid(il)enin
sadakatidir veda. Vuslat’ın hayalidir, vefa…
Öyle
kelimeler de vardır ki, güzel olan düşünüldüğünde acı olanı yudumlamaya zor da
olsa razı olunur. “ÖZLEM-VUSLAT” timsali…
Vuslat
ki, hayaliyle özlem’in acısına katlanmayı, sabrıyla vefa’nın sırrına ulaşmayı
öğretir insana…
MERVE
UYANIK