Öğrendik ki insana kendini en iyi; halden anlar, kıymet bilir, hatırı
sayılır diller anlatırmış. Bu diller söylermiş, insanın kendi kendini ifadeden
aciz olduğu sözleri… Yine bu dillermiş, kuran en nadide cümleleri…
İşte böyle bir dile sahipti, kurulacak olan cümlenin kelimelerini bir demet
çiçek toplar gibi özenle bir araya getiren…
"Hazanın nazlı kızı" demişti...
Ey kalb, hayata başlangıcımızın hazan olmasından mıydı hüzne bu derece aşinalığımız?!
Hüzün o kadar mı yakışıyor yüzümüze ki mutluluk utanıyor kapımızı
çalmaktan?!... Nadir geliyor nazlı yüreklere…
Mutluluk hiç bu kadar düşünceli, hiç bu kadar utangaç olmamıştı belki
de... Al aldı yanakları heyecandan. Tabir yerindeyse kalbi de fırlayacak
gibiydi yerinden… Öyle ya, hazana götürülebilecek mutluluk haberi ne olabilirdi
ki, ardından gelen kıştan başka?! İbrahim
Tenekeci ne de güzel söylemişti aslında: “Herkese yeter bahardan arta kalan,
razı olursak kışa” diyerek…
Zaten alışkın değil miydi bu yürek(ler)… Dalından koparak aheste aheste süzülen, sonrasında usulca toprağı öpen, sararmış, kuru yapraklara - kısa
zamanda yok olacağını bile bile - büyük umutları yazmaya...
Karar verdi mutluluk… Hazandan olmalıydı bu haber, “hazanın nazlı kızı”na…
Hazanın sadece ayrılık olmadığını göstermeliydi. Yere düşen yaprağın toprağa özleminden
bahsetmeliydi… Kuruyup eciş bücüş olduğunda, kendisine değer verip de
umutlarını üstüne yazan yüreklerin sevgisine hasretinden söz etmeliydi ona…
Yeni bir baharı müjdelemeliydi kulağına fısıldadığı şarkısında… Hasılı vuslat
kokan kelimelerden seçmeliydi haberi… Kıştan sonraki yeniden dirilişi
muştulamalıydı. Hüzünlerin ardındaki mutluluğu göstermeliydi ona… “Baharın
yakın” demeliydi…
***
Söyle bana
azizim.
Hazandan söyle bana.
Bir yağmur eşliğinde...
Bir yağmur eşliğinde...
Hüzün ve mutluluğa dair ne varsa...
Hazandan söyle bana.
Ne de olsa, hüzünle mutluluk müşterektir bizim soframızda...
Hazandan söyle “hazanın nazlı kızı”na…
Ne de olsa, hazandan öğrendik biz, baharda yeşersin diye kurumuş bir yaprağa
yürekteki muamma umutları dahi yazmayı.
Söyle azizim…
Hazandan söyle “hazanın nazlı kalemi”ne…
MERVE
UYANIK