17 Ekim 2014 Cuma

İKİ HECE - İKİ KELİME



İnsanda derin izler bırakan kelimeler… İki hecedir bir çoğu…
“Fazla söze hacet yok” dercesine, az sözle çok şey anlatmaya çalışan edebiyata örnek olurcasına… Sadece iki hece…
“HAYAT-ÖMÜR-ÖLÜM” dendi ilk olarak…
Hayat’la başlayan ömrün, Ölüm’le son bulacağını hatırlatan iki heceli sözcükler… İkisi arasındaki Kader’e vurgu yaparak insana iki heceden ibaret bir ömrünün olacağını anlatmaktaydı adeta.
“Ömür”, iki hece… Barındırır içinde nice iki heceyi…

Öyle heceler ki bir araya geldiklerinde; biri diğerini hatırlatan, birinin varlığı diğerinden ayrı düşünülemeyen, biri diğerinin habercisi olan kelimeleri oluştururlar.
Bazısı zıttır bu kelimelerin ve bir arada olması düşünülemez zıtlıkların… Sadece tesellicisidir böylesi kelimeler birbirinin. “ELEM-LEZZET” misali…
“SEVDA-HASRET” ise olmazsa olmazıdır birbirinin… En güzel örneği de “MECNUN-LEYLA” iki heceden ibaret iki insandır…

Bazı kelimeler de ne zıttırlar birbirlerine ne de birbirleriyle aynı anlama sahiptirler. Onlardan biri diğerinin habercisidir sadece: “VEDA-VEFA” gibi. Her veda değildir vefanın habercisi olarak kastedilen. Çareyi veda’dan başka yolda bulamayanlaradır vefa’dan haber…
Gid(il)enin sadakatidir veda. Vuslat’ın hayalidir, vefa…

Öyle kelimeler de vardır ki, güzel olan düşünüldüğünde acı olanı yudumlamaya zor da olsa razı olunur. “ÖZLEM-VUSLAT” timsali…
Vuslat ki, hayaliyle özlem’in acısına katlanmayı, sabrıyla vefa’nın sırrına ulaşmayı öğretir insana…
MERVE UYANIK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder